Şifreniz Mail adresinize gönderilecektir.

21-24 Aralık 2017’de Galata Rum Okulu’nda gerçekleşen BASE İstanbul‘da yer alan Ömer Sedat Yenidoğan imzalı “Nuh’un Gemisi” adlı fotoğraf serisi koleksiyoner Kerem Şahinboy tarafından “intihal” ile suçlanmıştı. Eser sahibi Yenidoğan Sanatatak’a gönderdiği mektupla suçlamalara yanıt verdi.

Merhabalar,

Ben, 2017 Base İst sergisi katılımcılarından Ömer Sedat Yenidoğan. 2017 Marmara Üniversitesi GSF Fotoğraf Bölümü mezunuyum. Sergiye, mezuniyet projem “Nuh’un Gemisi” adlı fotoğraf serisiyle katıldım. Nuh’un Gemisi’ni, fakültemizin 2017-Bahar döneminde aldığım bitirme projesi dersinde, başından sonuna kadar danışman hocamla aşama aşama tamamladım. Sn. Kerem Şahinboy’un ‘intihal’ suçlamasına ve harcanan onca emeğe her ne kadar kötü niyetli olmadığı belirtilse de öyle olduğu açıkça ortada olan değerlendirmeye karşılık “ben yaptım oldu” veya yine kendisinin belirttiği gibi “yasak mı kardeşim” gibi düzeysiz cevaplar verebilmem mümkün değil. Bu gibi cevaplar aldığında “Türkiye’de yaşadığının farkında olduğu için şaşırmayacağını” belirtse de, zihnindeki kötücül niyeti bu şekilde ele vermesi hayli şaşırtıcı. Zira kendini sanatsever olarak tanıtan ve mesleğimi belirtirken ünlem(!) kullanarak kendince bir iğneleme yaptığını düşünen şahıs, sanata ve sanatçıya olan yaklaşımını zaten en baştan belli etmektedir.

Bitirme projesinin konusu, fotoğraf bölümü öğrencilerinin oldukça yoğun bir biçimde düşündüğü ve uygulamaya geçirdiği konulardan biridir ve bireysel olarak ilgilendiğim Nuh Tufanı’nı konusunu seçerek, bitirme projemin de süreci başlamış oldu. Projemizle ilk yaptığımız, yazılı ve görsel materyal arayışı ve konumuzla ilgili yapılmış sanatsal çalışmaları araştırmaktır. Bu araştırmalarım dâhilinde Nuh Tufanı resim çalışmalarında çok işlenen bir konu olsa da Metin Çelik’in aynı içeriği kapsayan çalışmalarına rastlamadım. Bu konuda bulabildiğim tek fotoğraf projesi de Cathleen Naundorf ‘a ait Noah’s Ark serisidir. Projeyi hazırlarken bunun bir kurgu olduğunun belli olmasını, hikâyeyle ilgili sorgulamalarımı yapabilmem için nü figüleri ve düşünceyi somutlaştırıp gemideki hayvanları temsil etmesi için maske kullanmayı istedim. Yine bu araştırmalarım sonucunda poligamik maske tasarlayan Wintercroft‘u keşfettim. Sosyal medya hesaplarına girdiğimde ise bu maskelerle çekilmiş yüzlerce fotoğrafa rastladım.

Projeyi tamamladıktan bir süre sonra ise arkadaşım aracılığıyla Metin Çelik‘in Kap-it-al-3 çalışmasını öğrendim. Daha öncesinde ne çalışmalarını canlı görebilme ne de sergisini gezebilme fırsatım oldu. Buna karşın nü figürlerin ve poligamik maskelerin benzerliğine ilişkin intihal ile suçlanıyorum. Oysaki bu benzerliklerin dışında ele aldığım konu, disiplinim ve sorgulamalarım birbirinden tamamen farklı ve bağımsızdır. Sanatın her dalında, geçmişten beri bilenen her konu, malzeme kullanılmışken, disiplinler birbirinden besleniyorken, çalışmaların içerisinde de benzerlikler görülmesi olağandır, bu intihal olduğu anlamına gelmemektedir. İçeriğine bakmak gereklidir. Nuh Tufanı’nı işlerken; tufanın içindeki bu gemiden Nuh’u çıkarttığımızda yolcuların kurtarıcı bekleme inancına, bekleme halinin varoluşuna odaklandım ve nedenlerini sorguladım. (Aşağıda proje ile ilgili tüm metni de okuyabilirsiniz.)

Bununla birlikte projemin içeriği ve biçimiyle alakalı öneriler ve yorumlamalarda bulunabilen herkesin eleştirilerine açık olduğumu, bunun beni besleyecek şeyler olduğunu belirtmek isterim. Aksine, yalnızca ortaya bir ‘intihal’ suçlaması atıp çekilmek, ne sanatçıyı, ne sanatı, ne de sanatseveri hiçbir yere götürmeyecektir.

Unutulmamalı ki, sanatçının bir amacı da izleyicisine (halk), duygularını ve düşüncelerini aktarmak, farkındalık yaratmak, mesaj iletmektir. Eleştirdiğiniz Türkiye’nin de farkında ve bu ülkede yaşayan bir genç olarak, Nuh’un Gemisi ile izleyiciye irdelemeler vermek istedim. Bu asılsız suçlamalarınızın sonucu, ise BASE gibi kolektif, gençleri sanatçıları bir araya getiren başarılı bir platform yaratan yöneticilere bir özür borçlu olduğunuz gerçeğini doğurmaktadır.

Saygılarımla,

Ömer Sedat Yenidoğan

Ömer Sedat Yenidoğan

”…Nuh, kavmine öğütlerde bulundukça onlar, ona eza ve cefa ederler, alay ve
hakarette bulunurlardı. En sonunda bir günü ümitsizlik içindeyken kötü dua etti. Duası
kabul oldu. Tanrıdan “gemi yap” diye bir vahiy geldi. Gemi bitti, tufan işaretleri göründü.
Nuh, kendisine inananlarla gemiye bindi. Her çeşit hayvandan birer çift aldı. Yeryüzünü
baştanbaşa sular kapladı. Nuh’un gemisine binmeyen ne kadar insan, hayvan varsa hepsi
öldü. Yalnız gemidekiler sağ kaldılar. Günler sonra, sular yavaş yavaş azalmaya başladı.
Nuh, geminin penceresini açtı; suların büsbütün çekilip çekilmediğini öğrensinler diye,
önce kuzgunu, sonra da güvercini dışarıya gönderdi. İkisi de konacak yer bulamayınca,
geri döndü. Bunun üzerine, Nuh yedi gün daha bekledi. Sonra, güvercini bir kez daha dışarı
saldı. Güvercin, ağzında yeni koparılmış bir zeytin dalıyla, gemiye döndü. Sular çekilmişti.
Tanrının buyruğu üzerine, gemiden çıktılar; yeryüzüne dağılıp yeniden çoğaldılar…”

-Kurtarıcımız geldi ve bizleri kurtardı!-

Beklenen kurtarıcı inancı, her dinin kendi tarihsel, ruhsal ve toplumsal şartlarına göre
doğup gelişmiştir. Bu gelişimin tam ortasında, protesto ve başkaldırı ekseninde devinerek
huzur dolu bir toplum yaratma arzusundan gelir. Hepimizin en esas temennisi ise huzurlu
ve mutlu bir toplumda yaşamaktır. Geçmişten günümüze anlatılan tüm mitlerde iyinin
ve kötünün ne oldukları belirtilmiş, en umutsuz zamanlarda gelen yüce kurtarıcılarımız
masumları ve savunmasızları kurtarmışlardır.

-Bildiğimiz hikâyeden Nuh’u çıkartttığımız da-

GEMİ’de kalan kurtarıcısız yolcuların huzur dolu bir topluma ulaşma arzusu yerine;
öz benliklerinde yasak, tabu ve korkularla sınırlandırılmış ve bu kaygıların içinde kurtarıcı
bekleme halinin varoluşuna odaklandım. (GEMİ FOTOĞRAFI)

-Arzuların ve korkuların arasında!-

Eylemsizliğin, arzulara olan etkisizliğini -avuç içinde salınmayı bekleyen güvercin- ile
imgeleştirdim. Hikayede GÜVERCİN’in salınarak zeytin dalıyla dönmesini güvercin ve zeytin
dalının barışı sembolize etmesiyle özdeşleştirerek güvercinin avuç içerinde bekletilmesini
ve güvercinin bekleme halini sorguladım. (GÜVERCİN FOTOĞRAFI)

-İblis hep oradaydı!-

Benlikleri ve zihinleri sınırlayan üstüne çıkmaza sokan; korkuları, yasakları ve
tabuları iblislere benzeterek kurtacısız kalan yoluncuların gemideki bekleme hallerinde
İBLİS’in varoluşunun nedenlerini sorguladım. (İBLİS FOTOĞRAFI)

-Eş kurtarıcılar!-

Korkulardan sıyrılıp arzularının doğrultusunda eyleme geçen bir yolcu, gemideki
YOLCULAR’a kurtarıcı olur. Benzer genleri paylaşan tür sınıflandırmasında bile, beyin
faaliyetleri öyle karmaşık ve özgün bir yapıda ilerler ki her canlı kendine özgü benzersizliklerle kuşatılır. Yolcuların bu benzersizlikler içindeki ortak yanları, onların aynı arzu çerçevesinde aynı gemide olmalarıdır. Tüm bu irdemlerin tam ortasında ben, yolcuların gemideki bireysel varoluşlarındaki tüm farklılıklarına rağmen, tüm yolcuların kurtarıcı olabilme potansiyellerinin eşitliğini sorguladım. (YOLCULAR SERİSİ)

 

İLGİLİ HABERLER

BASE sergisindeki esere “intihal” suçlaması

Daha fazla yazı yok
Lütfen bekleyin.

Bültenimize üye olun

Haber ve etkinliklerimizin bildirimlerini almak ister misiniz? Aşağıdaki kutulara e-posta adresinizi ve isminizi girin, ilk haberdar olan siz olun.
2018-01-16 21:12:22