Şifreniz Mail adresinize gönderilecektir.

1
Başlangıçta ressam ile tuval birbirinden ayrı olarak görülse de sanatçı her zaman onunla ilişki halindedir. Yani tuval ne nesne ne de araçtır çünkü orada bir takım veriler vardır ve ressam o donelerle mücadeleye girişir. Resmin hazırlık aşaması diyebileceğimiz bu sessiz, yoğun anlarla birlikte sanatçı kendini resmetme edimine bırakır.

 

Galeri Merkür’de sona eren Metin Çelik solosundan Kapital II

2

Metin Çelik’in ‘Kaos Kozmos’ sergisinde eserlerin oluşum anlarını da düşünmek gerekiyor. Zira resmetme ediminden önceki mücadele resme dâhil olduğu için eserlere bakarken onların ortaya çıkış evrelerini de göz önünde bulundurmamız lazım.
Sanatçı Art Unlimited’a verdiği söyleşinin bir yerinde şöyle diyor: ‘Günümüz insanının giderek duygudan yoksun kaldığını düşünüyorum. Tepkisiz, nötr, eylemsiz ve bir noktada tanımsız… O yüzden resimlerde yer alan bütün figürleri duygudan arındırıp ve hatta hareket alanını kısıtlayarak kompoze ediyorum. Bu haliyle sıradan nesnelere dönüşüyorlar; bir masa yahut sandalye gibi… Tabi ki bunu eleştirel düzlemde ele alıyorum.’
Görüldüğü üzere ressamın eli egemen bir optik organizasyonu kırmak için araya giriyor. Bir nevi klişeler dünyasıyla mücadeleye girişiyor. Peki, nedir bu klişeler?
Hepimiz kapitalizmin yarattığı görsel imgeler tarafından kuşatılmış durumdayız fakat bunun yanı sıra sistemin psişik etkilerini de göz ardı edemeyiz. Hazır kalıp algılar, anılar, fantasmalar bedenin kendini sürekli tekrarlamasına sebep olurken kişiyi vasatlığa hapseder. İşte sanatçının eserlerini oluşturmaya başlarken bu kaotik tabloyla iç içe olduğunu anlıyoruz.

3
Sergisindeki eserler diyagramlar biçiminde yayılıyor. Şöyle ki; diyagramın işlevi şeyleri ortaya koymaktır ve böylelikle bir olgunun oluşması için gerekli imkânları esere dâhil eder. Diğer taraftan eserin yüzeyindeki çizilerin, lekelerin, bölgelerin işleyiş halinde olduğu görsel kümelerdir. Bu açıdan sanatçının kaosa baktığını ve tam da o felaket zincirinden çıkmak adına diyagramlar oluşturarak kendini ileriye doğru attığını söyleyebiliriz. Metin Çelik’in eserlerde duyulur boyutlar açma ihtimali psikolojik değil, piktüral (resimsel) bir deneyimdir. Sergide sanatçı resimsel tecrübeleriyle birlikte mevcut görsel koordinatları (reklam, televizyon, sosyal medyanın yarattığı imajlar vb.) gözden geçiriyor ve o felaket tablosunu aşarak yeni zihinsel alanlar kurmak için mücadeleye girişiyor.
4
‘Kaos Kozmos’ta ilkin ‘Kapital’ serisiyle karşılaşıyoruz. ‘Kapital 2’ adlı eserde ortada çarmıha gerilmiş ya da taşın altında kafası ezilmiş veya bedeni bitkilerle sarılmış kadın figürleri var. ‘Kapital 3’te ise at, domuz, geyik, gergedan, tavşan başlı kadın figürleriyle karşılaşıyoruz. Sanatçı ‘Kapital’ serisinde kapitalizmin doğayla kurduğu ‘tahaküm ilişkisini’ işaret ediyor. Sergiyle aynı adı taşıyan ‘Kaos Kozmos’, ‘Kapital’ dizisinden farklı olmakla birlikte insanlığın doğaya hükmetme arzusunu konu ediniyor. Eser, silahı elinde iki asker, atları yarış için eğiten binici, kırılmış yumurtanın altına gizlenen kuru kafa ve çevreyi saran dev yaprak motiflerinden oluşur. ‘Mavi Kuş’ ise sanatçının kapitalizm eleştirisinin de ötesinde doğaya dönüş arzusunu yansıtıyor.
Tüm saydığım eserler ayrı ayrı görsel kümeler içerisinde bulunmakla birlikte yüzeylerde yer alan kayalar, bulutlar, yapraklar motifler biçiminde resmedilmiş olarak duruyor.

Resimlerdeki motifler iki şeyden meydana gelir: yapı kafesi ve duyumsama. Duyumsama bakış açısıdır ve motif oluşturmaya yetmez çünkü geçicidir, bulanıktır. Yapı kafesi ise soyuttur. Bu yüzden yapı kafesi ile duyumsama birbirinden ayrılamaz. Çizilen geometrik biçimler (yapı kafesi içinde yer alan) duyulur olana açıklık getirir. İki durum birleşerek bir madalyonun iki yüzünü oluşturur. İşte ‘Kaos Kozmos’ta yukarıda yazdığım eserlerin yüzeyinde oluşan diyagramlar tam olarak bu motiflerle (yaprak, kaya, bulut) işleyerek figürleri oluşturuyor.
Ama bilhassa Kapital dizisi ve Kaos Kozmos gibi eserlerin yüzeylerinde yer alan diyagramların hareketliliğini de vurgulamak gerekiyor. Yazının başında bahsettiğim sanatçının klişelere karşı müdahalesi hareketli kıldığı diyagramlar aracılığıyla oluyor çünkü resimlerde yer alan gerilimler(belirli iktidar ilişkilerinin dolaşımı gibi) motifleri, figürleri her daim canlı kılıyor. Böylelikle ‘olgu imkânları’ olgulara dönüşerek eserlerin müdahalesi gerçekleşiyor.

5
Resimlerde diyagramın ölçülü kullanımlarının mevcut olduğunu görüyoruz. Sanatçı kodlama yani kendiliğinden gelişen çizimlerden çok belirli zıtlıklara dayanan resim içinde benzerlikler üreten yaklaşımlardan kaçıp analojik anlatıma girişiyor. Eserlerdeki ifadesel hareketler, göstergeler, soluk alıp vermeler, çığlıklar analojik anlatımı oluşturur. ‘Kapital’ serisi ve ‘Kaos Kozmos’ eserlerinde görülen gerilimlerin renkleri, figürlerin ve motiflerin aldığı biçimlerle esas olarak birer ‘çığlığa’ dönüşüyor. ‘Mavi Kuş’ doğaya dönüş özlemi içermekle birlikte dinginliği barındıran eser olarak duruyor.
Başka bir çalışma olan ‘Kediler kırmızı alevler halinde koşuyorlardı’ adlı eserin ise biraz daha farklı duruşa sahip olduğu görülüyor. Eserin ismi Edip Cansever’in ‘Çağrılmayan Yakup’ şiirinden bir mısra ve sanatçı o dizenin resmini çizmeye çalışıyor. Bu kez yüzeyde oluşan diyagram yalnız o dizeyi anlatmaya çalışıyor. Kırmızı renkler ve arka plandaki motiflerin füzyona girmesi ayrı bir varoluş kazansa da kadın ve kedi figürüyle birlikte mısranın durumu eserde kendini gösteriyor.
6
Resimlerdeki analojik anlatım, modülasyona da yol açıyor. Kaos Kozmos çalışması veya Kapital serisinde yer alan kadın ve hayvan figürlerinin çığlıklarını duyar gibi oluyoruz. Modülasyonun tesis ettiği bağımsız ve farklı sesler ‘Kediler kırmızı alevler halinde koşuyorlardı’ eserine de yansıyor. Kedi figürünün hareketliliği, duvarın iki yanındaki motifler, şaşkın bir biçimde bakan kadın ‘tıkırtı’ seslerini barındırarak şiirdeki dizeye gönderme yapıyor. Görsel akış aynı zamanda işitsel olarak da yankı buluyor.
7
Metin Çelik’in ‘Kaos Kozmos’ sergisindeki eserler herhangi bir öze işaret etmiyor ve ilineğe dönüşüyor. Soyut estetik anlayışla (resimde kodlama yöntemine başvurma gibi) görsel disiplin yerine tekil kuvvetle betimlenen resimler sabit mekânlarda ve zamanlarda kalmayarak çağdaşlaşıyor. Çalışmalardaki duygu politikası bizleri nereye sürükler bilinmez ama eserler hala görülmek ve düşünsel olarak kapı açmak için bekliyor.

Kaos Kozmos

Daha fazla yazı yok
Lütfen bekleyin.

Bültenimize üye olun

Haber ve etkinliklerimizin bildirimlerini almak ister misiniz? Aşağıdaki kutulara e-posta adresinizi ve isminizi girin, ilk haberdar olan siz olun.
2017-06-23 08:25:26