Şifreniz Mail adresinize gönderilecektir.

En zehirli toplumsal ideallerden biri, maskülinitedir. Erkeklikten gurur duymanın yanlış bir yanı yoktur ancak erkek çocuklarını ve genç erkekleri, erkekliğin duygu göstermemek, başlarına gelen bir kötülüğü çekinerek kabul etmemek ya da olgunlaşmamış duygularını rahatlatmanın tek yolunun fiziksel şiddet olduğuna ikna etmek korkunç derecede yanlıştır.

Barry Levinson’ın Türkçe’ye Kardeş Gibiydiler adıyla çevrilen Sleepers, 1960’lı yıllarda Manhattan’ın “Cehennem Mutfağı” anlamına gelen ironik bir isme sahip Hell’s Kitchen mahallesinden, genç nezarethanesi muhafızları tarafından korkunç bir şekilde tecavüze ve cinsel istismara uğrayan dört oğlanın hayatlarını inceleyerek, erkekliğin bu şekilde inşa edilmesindeki tehlikeyi gösteren dramatik bir suç-gerilim filmidir.

Filmdeki çocukların öyküsü, erkeklerin değişmez, duyguları sarsılmaz bir kaya gibi olması gerektiği gibi tanımların erkeklik üzerine yarattığı korkutucu sonuçları resmeder. Çocuklar, erkekliğin sonsuza dek zedeleneceğine karar verdiklerinde, yaşanan istismarını gizlemeyi seçerler.

Bu seçim şiddetin artık yetişkin olan çocukların ellerinde, uç noktalarda patlamasına yol açar. Yaşanan acıları silmek için mümkün olan en iyi yol, sorumlu kişileri öldürmektir. Bunun dışında, acı gerçekten hiçbir zaman kaybolmaz ve şiddetle ya da başka şekilde oluşan erkeklik, tecavüzlerin duygusal ve zihinsel izlerini ortadan kaldırmak için yeterli değildir.

Cehennem Mutfağı’nın adamları: Suç ve Katolikler

Açılışından hemen sonra, Sleepers’ın ana kadrosunu oluşturan çocuklar ile tanıştırılıyoruz. Bu sırada Frankie Valli and The Four Seasons’ın “Big Girls Don’t Cry And Twelve Others” albümünden “Walk Like a Man” çalmakta. Tam da bu esnada Levinson bizi erkeklik ile kuşatmakta…

Daha sonra Hell’s Kitchen mahallesinde erkeklerin içine girdiği ya alim ya da zalim olunan meslek ikilemini görüyoruz. Filmin anlatıcısı Lorenzo Carcaterra (Jason Patric), bizi mahalleye ve kendi evini götürüyor. Bütün babalar ve üvey babalar istismarcı ama en çok da Lorenzo’nun babası. Aynı zamanda oğlanların annelerinin bazen bu çocukları döven sevgililileri var.

Aslında Lorenzo ve arkadaşlarının etrafında bulunan tüm erkek figürleri fiziksel kişiliklerdir. Tüm bildikleri şiddettir. Çünkü diğer tarafta, gangster King Benny vardır. Bu, Lorenzo’yu ağır biçimde döven ve daha sonra Lorenzo’yu intikam için tetikleyen adamdan alınan yavaş ve planlı bir intikam hikayesidir. Çünkü hayatlarındaki her erkek serttir. Hayatı ve erkekliği başka yollardan anlayamazlar.

Rahip, Peder Bobby karakteri (Robert De Niro), Hell’s Kitchen sakinlerinin dini tutumlarını temsil edecek şekilde düşünülmüştür. Buna rağmen, bu karakterden beklenen tipik konforu sağlamaz. Bobby, aynı zamanda ilkel erkeksiliğe geri dönmek isteyen, diğer seçenekleri düşünenlere karşı olan bir adamdır. Örneğin, genç oğlanlardan biri olan John Reilly, annesinin istismarcı erkek arkadaşı tarafından hastanelik edilir. Peder Bobby gidip adamı bulma sorumluluğunu kendinde görür.

Bobby bu istismarcı için ne yasal bir adım atar ne de ona şehri terk etmesini söyler. Bunun yerine, ona fiziksel şiddet uygular ve onu ölümle tehdit eder. Sonra da fiziksel şiddet ve ğazar ayini bu problemi çözmesinde yeterliymiş gibi ona ‘‘Kilisede görüşürüz’’ der. Çünkü Katolikliği ve kiliseyi temsil eden Bobby, aynı zamanda tıpkı mahalledeki diğer adamlar gibidir. Levinson’ın Hell’s Kitchen tasvirindeki hiçbir adam, erkekliğin toksik kalıbını kıracak kapasitede değildir.

Filmin alışılmamış erkek modeli, ıslahevinde öğretmen olan Ron Carlson’dır (John Slattery). Ron, Lorenzo’ya, Alexandre Dumas’ın eseri ‘‘Monte Cristo Kontu’’nun bir kopyasını hediye eder. Hapishanede tutulan çocuğun pozisyonu ile bağlantı kurmak için edebiyatı kullanır. Aynı zamanda bu, genç erkeklerin çoğunun mahallelerinden öğrendiği tipik sert adam görüntüsünün tam tersi bir yoldur.

Lorenzo, Tommy ya da John gibi suç işleyip genç yaşta ölmek yerine büyüdüğünde gazeteci olmayı seçer. Ron, Lorenzo’nun Peder Bobby’den başka rehberlik bulabileceği tek gangster olmayan rol modelidir. Dinin onun için bir şey yapamamasından dolayı Lorenzo, Peder Bobby’yi çözümden çok bir arkadaş olarak görür.

Gardiyanların Lorenzo’ya tespih verip, dua eder şekildeyken tecavüz etmesinden dolayı din, daha sonra onun için tetikleyici bir konu olur. Bu nedenle Ron, Lorenzo’nun karanlık mağarasında hafif bir ışık olsa da, genç adamın dikkatini çekebilecek hiç kimsenin olmadığı gelişim yıllarında herkesten öte bir şablon haline gelir.

Eski mahallesinde kalsaydı onun bir suçlu ya da rahip olmak dışında bir seçeneği var mıydı tam olarak bilinmemekte. Ne olursa olsun, onu daha iyi bir şeye doğru yönlendirmek için gereken tek şey, karanlık günlerinde genç adama bir kitap hediye etmekten ibaretti. 

Şiddetli sessizlik ile erkek istismarını silmek

Sleepers’da maskülenliğin yarattığı problemlerin başlangıcı, yaşadıkları istismarı ilk defa açıkça dile getirmeleriyle başlar. John, ‘‘Kimsenin bilmesini istemiyorum’’ der. Michael ise: ‘‘Zaten ya inanmayacaklar ya da söylediklerimizi sallamayacaklar. Bununla yaşamaktan başka şeçeneğimiz yok ve bunu konuşmak yaşamayı daha da zorlaştırıyor. Bu yüzden biz de bunu konuşmamalıyız.’’

Bu noktadan sonra, Lorenzo ve arkadaşları tecavüze uğradıklarını gizlemek konusunda anlaşır. İlk başlarda açık bir intikam planı oluşturmazlar. Bu plan daha sonralarda, şans eseri başlayacaktır. Onların şu an yaşadığı, kafalarındaki erkeklik kavramının acılarının üstünden gelmesidir.

Yaşadıkları problemlerden birilerini haberdar etmek yerine, yaşadıklarını bilinçli bir şekilde, tamamen unutmaya çalışırlar. Lorenzo’nun tecavüze maruz kaldıklarını itiraf etmesi yıllar alır. Sonunda itiraf ettiğinde, korkunç deneyimlerini temizlemek için kan dökmekten başka her şey için artık çok geçtir.

Filmin yarısına doğru, Lorenzo ve babası arasında dokunaklı bir sahne vardır. Lorenzo, artık yetişkin bir adam olduğu ve yerini bulması gereken bir intikam planı yaptığı için bu planı yavaşça açık etmesi gerektiğini hisseder. ‘Eski günlerden’ konuşmaya başladığında babası alelacele başka bir konudan konuşmaya başlar. Sonrasında ona sadece “Ama sen iyisin, değil mi?” der. Bu onların potansiyel baba-oğul anlarının sonudur. Lorenzo’nun babası filmden öğrendiğimiz üzere, oldukça güçlü bir öfkeye sahip korkunç bir istismarcıdır.

Bir kere daha, babasının bir gangster olmayan fakat problemleri yumruğu ile çözen, mahalledeki tipik rol modellerden biri olduğu gerçeği ile karşılaşırız. Oğlunun başına gelen kötülüklerden haberdar değildir. Oysa kendi erkeklik vizyonu, oğlunun gençliği hakkındaki hikayeyi dinlemesini engeller; belki de ortaya çıkabilecek şeylerden korkmaktadır çünkü duygusal durumların açıkça ifade edilmesine izin veren tiplerden değildir. Bu, Lorenzo’nun ve diğer erkek çocukların hayatlarında, istismarı gizlemek için kullandıkları bir başka unsurdur.

Nihayetinde, Peder Bobby Katolik Kilisesini temsil etmektedir. Aynı zamanda adalet için zaman zaman şiddete başvuran bir adam profilidir. Bobby, John’un dayak olayını ölüm tehdidi ile çözdüğü gibi, Tommy’ye ve John’a bir yetişkin olarak cinayet işledikleri gece bir mazeret vermek için seve seve yalan söyler. Bu dine ihanete girer ve mazur gördüğü cinayetin günahını arttırır.

Peder Bobby, Hell’s Kitchen mahallesinde suçtan başka bir yolu da temsil etse, sadece erkeklik sorununun bir parçası haline gelmeye devam ederr. Adalet sisteminin işini yapmasına izin vermeyerek, oğlanların tecrübe ettiği istismarın gizlenmesine yardımcı olur. Bu durum erkekler olarak onları daha da incitir ve gerçekten arınmalarına asla izin vermez.

İntikam hiçbir şeyi çözmez ve erkekleri yaralı bırakır

Her çeşit maskülinite tehlikeli değildir. Tehlikeli olan türler, toplumun oluşturduğu, küçük mahallelerde ve semtlerde ortaya çıkan ve erkekleri duygusal olarak katı ve fiziksel olarak korkutucu olmaya zorlayan, aksi takdirde efemine ve hatta homoseksüel olarak adlandıran maskülinitedir. Bu fikirleri yok etmek, genç erkeklere ne olmayı ve nasıl olmayı engelsizce seçebilme şansı verir.

Sleepers, genç erkeklerin katarsis yapmaya izin vermeyecek şekilde maskülen olmaya zorlandığı bir dünya resmeder. Lorenzo ve arkadaşları tecavüze ve işkenceye uğradılar fakat Hell’s Kitchen’daki erkeksilik kavramı onları güçlü bir şekilde sessiz kalmaya itti. Hayatın ilerleyen zamanlarında sessizlik kanlı bir şiddete dönüştü ve bir rahip katillere yalandan mazeret verir hale geldi.

Dahası, filmdeki şiddet hiçbir şeyi çözmez. Oğlanlar asla duygusal sıkıntılarıyla yüzleşmez ve pskiyatrik yardım yerine intikamı seçerler. İstismarlardan haberi olan Peder Bobby ve Carol (Minnie Driver) ise, Lorenzo ve arkadaşlarının intikam almalarına yardım eden cinayetin aksesuarlarına dönüşürler.

Planları pedofil muhafızların dünyasından kurtulurken, bu adamların zihinsel yaralarını hafifletmek için hiçbir şey yapmaz. Sonunda, eski mahallenin ceza ve dini ikilemi, maskülinitenin yaşamlarına vurduğu son darbe ile baş etmek için bir intikam eylemi ile bir araya gelir.

Peki intikam, mağdurun istismarıyla ilişkili, açılmamış konular için yardım almasına eşit midir? Olanları silmeyi başarabilir mi? Eğer öyleyse cinayet suçuna göre cinayetin haklı olduğu bir toplumda mı yaşıyoruz?


Kaynak: C.H. NewellFilm Inquiry

Daha fazla yazı yok
Lütfen bekleyin.

Bültenimize üye olun

Haber ve etkinliklerimizin bildirimlerini almak ister misiniz? Aşağıdaki kutulara e-posta adresinizi ve isminizi girin, ilk haberdar olan siz olun.
2017-12-15 17:44:30