Şifreniz Mail adresinize gönderilecektir.

23. Gezici Festival 8-11 Aralık tarihlerinde Sinop’u sinema sanatının yeni ve başarılı örnekleriyle buluşturacak. Programda Denis Villeneuve’ün başyapıtlarından “Politeknik” de yer alıyor.

1 Aralık’tan bu yana seçkin programı Ankara’da sinemaseverlerin yoğun ilgisini gören Gezici Festival, yolculuğuna Sinop’ta devam edecek. 7 Aralık’ta Ankaralılara veda eden 23. Festival, çarpıcı bir seçkiyi, 8- 11 Aralık tarihleri arasında Telvin Sanat Akademisi’nin işbirliğiyle Sinop Halk Eğitim Merkezi’nde ücretsiz olarak gösterime sunacak. Sinop programı, 8 Aralık’ta Pelin Esmer’in Tallinn Black Nights Film Festivali’nden En İyi Senaryo ödülüyle dönen, ulusal festivallerde de birçok ödül kazanan filmi “İşe Yarar Bir Şey” ile açılış yapacak. Açılış törenine Pelin Esmer, yapımcı Dilde Mahalli, filmin oyuncuları Başak Köklükaya ve Yiğit Özşener katılacak.

Daha

Gezici Festival, sinemaseverleri Sinop’ta yılın gerek ulusal gerek uluslararası alanda en başarılı yerli yapımlarıyla buluşturacak. Onur Saylak’ın Hakan Günday’ın aynı adlı romanından uyarladığı “Daha” dünya prömiyerini Karlovy Vary Film Festivali’nde yaptı ve ulusal festivallerde büyük ödülleri topladı. Emre Yeksan’ın ilk filmi “Körfez” Venedik Film Festivali Eleştirmenlerin Haftası’na seçilme başarısını gösterdi. Fikret Reyhan, “Sarı Sıcak” ile Moskova Film Festivali’nde En İyi Yönetmen seçildi ve filmi ulusal festivallerde ödül kazanmaya doyamadı.

Filistin ve İran’dan vicdan muhasebeleri

Gezici Festival’in Sinop programında, “Vicdanın Sesi” adlı filmiyle 2015 yılında başarılı bir çıkış yapan İranlı yönetmen Vahid Jalilvand’ın yeni filmi “Tarihsiz, İmzasız” yer alıyor. Kazandığı bir düzine ödül arasında Venedik Film Festivali Ufuklar bölümünde En İyi Yönetmen, Selanik Film Festivali’nde Gümüş İskender ve FIPRESCI ödülleri bulunanTarihsiz, İmzasız”, örneklerine ancak İran sinemasında rastladığımız derinlikte bir vicdan muhasebesini yine İran sinemasına özgü hipergerçekçilikle anlatıyor. Bir adli tabip, motosikletiye çarparak hafifçe yaraladığı çocuğu hastaneye götürmek ister ama çocuğun babası izin vermez… Bir gün sonra çocuğun cesedini otopsi masasında bulan tabip, ölüm nedeninin zehirlenme mi yoksa çarpma mı olduğunu araştırmaya başlar…

Tarihsiz, İmzasız

Bu Denizin Tuzu” ve “Seni Gördüğümde” adlı filmleriyle tanıdığımız Annemarie Jacir, “Tarihsiz, İmzasız”a Selanik’te ödül veren jüriye başkanlık ediyordu. Onun bol ödüllü, yeni filmi “Düğün Davetiyesi” de 23. Gezici Festival programında yer alıyor. “Düğün Davetiyesi”, Filistin ve Ortadoğu sinemasının en iyi oyuncularından, Mohammed Bakri ve Saleh Bakri’yi gerçek hayatta olduğu gibi baba – oğul rolünde bir araya getiriyor. Geleneksel bir elden düğün davetiyesi dağıtımı sırasında Abu Shadi ve oğlu Shadi’nin hayatındaki sırlar ifşa olurken bir yandan da Filistinlilerin gördüğü politik baskının özel hayatlarını nasıl etkilediği izleyicilere ifşa ediliyor…

“Politeknik” ya da kadın cinayetleri politiktir manifestosu

Son yıllarda “Arrival” dahil Amerikan yapımlarındaki başarısıyla öne çıkan Kanadalı yönetmen Denis Villeneuve, zamanımızın en yetenekli yönetmenlerinden biri. Birbirinden çok farklı filmleri eş derecede iyi çekebilecek bir yetkinliğe sahip. Villeneuve’ün en az bilinen filmlerinden olan, ama hem biçim hem içerik yönünden başyapıtı sayılabilecek olan “Politeknik”, toplu gösterisinden bir örnek olarak Gezici Festival’in Sinop programına alındı.

Kadın cinayetlerinin neden politik olduğunu ve neden herhangi bir kültüre mal edilemeyeceğini en iyi anlatan filmlerden biri, “Politeknik”. Villeneuve, Kanada’nın yakın tarihinin en korkunç katliamlarından birini, 20. yıldönümünde beyazperdeye özellikle renklerden arındırarak taşımıştı. 1989 yılında Montreal’deki Polytechnique Okulu’na baskın yapan, Marc Lepine adlı silahlı saldırgan, erkek öğrencileri dışarı çıkarıp 14 kadın öğrenciyi öldürmüştü. 25 yaşındaki Lepine, okula kabul edilmediği için bu mekanı hedef seçmişti, ama cebinden çıkan bir ölüm listesinde feminist aktivistlerin isimleri vardı. Açıkça feminizm düşmanı olan Lepine, tam da Kanada’da ‘erkek hakları savunucusu’ grupların ortaya çıktığı bir dönemde bu katliamı yapmıştı. Aylar sonra basına sızdırılan intihar notunda “Çünkü hayatımı her daim mahvetmiş olan feministleri Yaratıcılarına göndermeye karar verdim. Bu şirretlere bir son vermeye karar verdim,” yazıyordu.

Villeneuve, Lepine’den esinlenen bir karakter yaratarak ve katliamı yeniden canlandırarak 14 kurbanın anısına adadı. Ancak senaryoda, toplumda kadınların uğradığı cinsiyet ayrımcılığını temsil edecek kadın karakterler ve dışarı çıkmaları istendiğinde katile direnmek yerine boyun eğdiklerinin farkına varıp yardım etmeye çalışan bir erkek karakter yaratmayı da ihmal etmeden, etik boyutu güçlü bir drama kurguladı. Mühendislik eğitimi gören bir kadına çocuk yapmayı tercih etmesini ‘öğütleyen’, mühendislik eğitimine uygun olmayan bir erkeği ise şiddete başvurmayı kışkırtan bir toplumun eleştirisini yaptı.

Kanada’da ödüller almasına rağmen dünya festivallerinde hakkı teslim edilmeyen, çoğu anaakım eleştirmenin de politik doğrucu yazılarla geçiştirdiği “Politeknik” özellikle Türkiye’de ibret alınarak mutlaka izlenmesi gereken bir film.

 

İLGİLİ HABERLER

23. Gezici Festival neden kaçırılmamalı?

Türkiye sinemasının ödüllü filmleri Gezici Festival’de

GEZİCİ FESTİVAL’İN SESSİZ DİVALARI

Daha fazla yazı yok
Lütfen bekleyin.

Bültenimize üye olun

Haber ve etkinliklerimizin bildirimlerini almak ister misiniz? Aşağıdaki kutulara e-posta adresinizi ve isminizi girin, ilk haberdar olan siz olun.
2017-12-11 06:02:37